Sunday, 10 August 2014

Belçika Bira Turunun 3. ve son gününün şafağında, Bira uğrana, bel fıtığı sıkıntısı ve ayağa vuran ağrıdan yürüyemeyecek duruma gelen yazarımız, son bir güç ile Brüksel’de geçen bir saatin bile heba olmaması için kendini sokağa atmıştı. Otelin karşısında güzel havada içilen bir bardak çayın ardında istikamet neresi olabilirdi acaba?
Sabah kahvaltısı üstüne keman eşliğinde çay

Bier Tempel!! :)
 
Raflar, raflar, Biralar, Biralar…

Diğer yazılarımda da görselleri bulunan bu mekan bir bira-sever ve koleksiyoner için oldukça tatminkar. Merkezin biraz dışına çıktığınızda farklı şeyler bulup tadabileceğiniz mekanlar olsa da Grand Place yakınlarındaki en iyi yerlerden.














Madem öyle diyerek öğle yemeğine geçiş yaptım. Yemeğimize eşlik eden biramız CHIMAY. Bu birayı daha önce şu yazı ile (http://serjaymz.blogspot.com.tr/2012/08/trappistler-bolum-2-orval-chimay.html ) tattığım için tekrar değerlendirmiyorum. O zamanlar damak ve kelime dağarcığı açısından toy günlerimdi. Hala da öyle ancak bazı tadımları detaylı olarak yinelemek de şart olmuş bunu da görmüş oldum.


Akşam gerçekleşecek büyük buluşma öncesi istikamet Delirium Cafe-Bar. Şaşıran var mı?
Bu sefer alt katta bardayım.

TROUBADOUR MAGMA: Görüntü ile başlamak lazım biliyorsunuz; 1 parmak sarı-beyaz bir köpük. Portakal rengi ve bulanık bir görüntü ve sevmediğim bardak tipi, ama yine de çekici. Ortamın etkisiden olma ihtimali yüksek.

Koku doğal olarak şerbetçiotu ağırlıklı çünkü biramız bir DIPA (Double India Pale Ale). Kullanılan şerbetçiotlarının meyvemsi, tatlı tınılarının yüksek olduğu çok net olarak belirgin. Aromtiklik ile acılık arasındaki seçimde kendini aromatik tarafta konumlandırmış bir IPA.

Tadıma geçcek olursak burada bir komplekslik söz konusu. İngilizlerin icadı IPA'nın, Amerikan versiyonunun bir Belçikalı biraevi tarafından yorumlanması bu kompleksiliğin başlıca nedeni sanırım. DIPA acılığı ve limoni/turunçgil tatlarının ardından acılık ve karamel tatlar da damakta bitirişte hissediliyor. %9 alkolü de hissettrimeyen oldukça başarılı bir bira ama benim puanım çok yüksek olmayacak. Belçika'da bu özellikte bir bira içtiğimde referansın Houblon Chouffe olduğu için biraz objektivitede sıkıntı yaşıyorum..

Puamım: 8/10 
RateBeer Puanı: 97/100

FIRESTONE PALE 31: Delirium'a gelmemdeki en büyük sebeplerden birinin Amerikan butik biralarına ulaşılabiliyor olması olduğunu defalarca belirtmiştim. Şimdi bunun hakkını vererek amerika kıtasına geçiş yapıyoruz;

Biramız bardağımıza barmen tarafından özel ilgi ile doldurulsa da yine sevmediğim bardak!

Görüntü: Köpük oldukça dolgun ve beyaz, biramız saydam ve sarı renkte. Gazsız bir pilsner gibi.  Bardakta gazlılık düşük.

Koku: Görüntüdeki tipik pilsner beklentisinden sonra (Ale tipi bir bira olmasına rağmen) koku tokadı atıyor. 3 farklı malt ve 4 farklı şerbetçiotu kullanılan bir bira olduğu hissedilmeye başlandı. Burunda ilk hissedilen meyvemsi kokular, çiçeksi ve ferah tınılar ise yavaş yavaş belirginleşiyor.

Tadım: Yine kompleks, ne sadece şerbetçiotu ne de sadece çiçeksi. Bu kadar saydam görüntüde bir biranın bu kadar şetbetçiotlu olması ise şaşırtıcı. IPA tarafına geçmeden bunu başarmak ve bu kalitede kalmak oldukça iyi. Tabi ki derin aromatik bir Ale değil ama Pale tarafta kalarak yaptıkları oldukça başarılı.

Puamım: 7,5/10 
RateBeer Puanı: 93/100

Artık dostlarla tanışma vakti! Nam-ı değer ve diyar Beerader ve Yıldırım Biracılık.. :) Aslında bu yazıyı yazmadaki yegane sebep bu iki bira-sever dost ile tanışmam. Bir bira-sever iseniz kendilerini B;ra dergisindeki yazılarından ve internet üzerinde yaptıkları işler, bira tadımları ve gezilerinden tanıyorsunuzdur.

Akşamımız Grand Place’de buluşma ve ardından Moeder Lambic’e (daha önce uğradığım bu mekanın yazısına ismini tıklayarak ualaşabilirsiniz.) doğru gidiş ile başladı, 2 ayrı Delirium lokasyonu ziyareti sonrası Delirium hoppy-loft'da tamamlandı. İki bira uzmanı ile içilen biraları ve keyifli muhabbeti burada dar kelime dağarcığımla aktarmam mümkün değil. Zaten belirli bir süreden sonra kafalar güzel, muhabbet güzel.. Ne notlandırma kaldı ne detay değerlendirme. 

3 Bira sevdalısı Türk Belçika'da Bira Muhabbetinde..

İçilen biralar özeldi ancak gecenin sonunda Oğuzcan’ın bizlere armağanı SPEEDWAY STOUT inanılmazdı.. Kendisine bu efsane bira için ne kadar teşekkür etsem az.. O tat inanın hala damağımda, o kremamsı yapı ve kompleks içimi de herhangi bir stoutta henüz yakalamış değilim.. Dünyanın en iyi biraları listelerinde hep üst sıralarda bulunan bu birayı ben anlatmayım size. Buradan farklı yorumları okursunuz;  SPEEDWAY STOUT

Oğuzcan'a 'ne kadar teşekkür etsem' az diyeceğim 
ALESMITH SPEEDWAY STOUT

Beerader’in hediyesi Carolus Hopsinjoor ise Birasevdası ve KeyifAdamı ile yaptığımız Bira Tadım Günleri'nde tüketildi. Yazısını hala yazamadım. Hatta Beerader son tadım günümüze Belçika’dan teşrif de etti. 


 
 Bira Tadım Günleri 5'den bir görüntü..


Güzel dostluklara vesile olan bu keyif yolunda yeni tadımlara ve seyahatlere devam.. 

Yazma hızımız aktivite hızımızın o kadar gerisinde kaldı ki! Kendime bir liste yaptığımda (ki bunu 1-2 yazıda bir yapmaya başladım ama daha hızlı yazmama hiç yararı olmuyor :) ) aşağıdaki gibi bir şeyler oluşuyor.
  • Bira Tadım Günleri (4 farklı gün, 80'e yakın bira tadımı)
  • Brüksel Bira Turu -2014 (bu yazı ile biten seriden sonra yaptığım gezi)
  • Viski tadım Kursu (Vakit olursa..)
  • Bira Atölyesi Yüksek Mühendis Tadımı
  • Bira Atölyesi - KÜFE
  • Prag Bira Turu
  • Viyana Bira Turu
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… 

Detaylı yazılarıların dışında aşağıdaki adreslerden de aktiviteleri takip edebilirsiniz;

twitter; @BiraAtolyesi
Instagram; @BiraAtolyesi
Facebook; BiraAtölyesi

Devamı için