Wednesday, 29 April 2015

TADIM GECELERİ - 7. BÖLÜM

Keyif Adamı ve Bira Sevdası ile gerçekleştirdiğimiz, bir seansında Beerader’i de ağırladığmız ev tadımları sosyal mecralarda çok ilgi görünce Bira Tadım Atölyeleri ile butik bira ve bira kültürü sevenlerle bir araya gelmeye başladık bildiğiniz üzere. (yazı için; http://biraatolyesi.blogspot.com.tr/2015/03/bira-tadim-atolyesi.html) Bu aktiviteler kendi aramızda toplanıp Türkiye’de olmayan, bavulla gelen, emekle taşınan biraları tattığımız etkinlikleri sonlandıracağız anlamına gelmiyor tabi ki. Bundan önceki tadımları yazma olanağım olmadı. (Keyif Adamı’nın blogunda yer verdiği tadım yazılarına şu linkten ulaşabilirsiniz; http://keyifadami.net/tagged/beertastingnights )



Butik Bira Kültürü’nün zirve yaptığı akşamlar yaşanmıştı. :) Çok güzel bir serinin ara bölümünden (devamı gelecek çünkü) girişi yaparcasına sondan başlıyoruz. Buyrun;

22 Nisan Çarşamba günü gerçekleşen Butik Bira Tadım Akşamı’ bir kez daha gösterdi ki bira belki de içecekler arasında tadım yelpazesi en geniş olanı. Bu yüzden bira sevmeyen insan yoktur, doğru birayı içememiş insan vardır çok inandığım bir söz. Açalım; Kahve ya da çikolata tatları mı hoşunuza gidiyor; Porter, Stout ve türevleri, Narenciye tınıları barındıran ekmeksi, mayalı tatları mı istersiniz; Buğday ve Türevleri, yok ben acı seviyorum mu diyorsunuz? IPA ve türevlerine göz atabilirsiniz, bunlar olmaz ben ekşi şarap gibi içecekleri seviyorum mu diyorsunuz? Sour Ale, Lambic size göre olabilir. Tatlı, acı, şekerli, meyveli, baharatlı, ekşi, topraksı, çiçeksi, gazlı, gazsız, su gibi gövdesiz, makine yağı gibi gövdeli biralar bulabilir, içebilirsiniz. Bu yelpaze bu yazıya sığmayacak kadar geniş. Eminim sizin de aklınızı çelecek bir bira türü var. Bu yüzden ön yargılı ve klişelere sığınan kişilerden olmayın. Deneyin.

Biz bu tadımda biz neler mi denedik?

Tüm biraların tadım notlarına yer vermek uzun ve sıkıcı olabilir, 15 farklı bira tadıldı.. Öne çıkanları şu şekilde sıralayalım;

LAGUNITAS IPA: Schneider'in bardağı bu renkte bir bira ve köpükle çok şık duruyor bunu belirtelim öncelikle. Bira bardakta çekici bronz renkte 2-3 parmak kalıcı, büyük kabarcıklı, kırık beyaz bir köpüğe sahip. Köpük bardağı sarıyor..
Koku kompleks, otsu, akide şekeri, karamel kokuları hakim. Tadım yine kokuyu izler şekilde kompleks, karamel, tatlı, kavruk, damakta orta kalıcı, oldukça dengeli ve kolay içimli. Ne aromayı ne de şerbetçiotunu fazla kaçırmıyor, dengesini koruyan türe örnek gösterilebilecek bir IPA.






NC OLD RASPUTIN: Imperial Stout türünü son yazılarından birinde Bira Sevdası anlatmıştı. Bu yazının (http://birasevdasi.blogspot.com.tr/2015/04/brooklyn-black-chocolate-stout-krallara.html) ardından tarihini de tekrar hatırlayarak içtiğimiz bu tür benim favorilerimden ve butik bira camiasında son dönemde üzerinde en şok ürün verileni ve uğraşılanı. Resimde de görüldüğü üzere NC Old Rasputin bardakta simsiyah, köpük ise kremamsı, 2-3 parmak. Koku acı çikolata (bitter), kuru üzüm, kahve, kuru kırmızı meyveler. Tadım ise kremamsı ve yumuşak, acı çikolata, kavrulmuş malt, kahve. Gövdeli, yoğun ve az da olsa alkolünü (%9) hissettiren çok iyi bir bira.. Çikolata ile uyumu harika..


 
BREWDOG/WEIHENSTEPHAN INDIA PALE WEIZEN: Brewdog butik bira camiasının haşarı çocuğu. Uçuk kaçık ne varsa deniyorlar. Bu kültürün amiral gemilerinden oldular. Üretimde olan en eski bira evi Weihenstephan ile birlikte yaptıkları ve iki önemli türün birleşmi (IPA ve Buğday Birası) olması iddasındaki bu birayı çok merak ediyorduk. Tadım notları şu şekilde;
Altın sarısından bronza uzanan rengi ve hafif bulanık yapısı ile görüntüsü çekici, köpük 2 parmak, latte köpüğü kıvamında.
Koku tatlılık, baharat acılığı, maya ve ekmeksilik barındırıyor. Bunların yanında çiçeksi tınılar ve şerbetçiotu iki türün dengeli bir birleşimini sunuyor gibi.
Tadım da kokuyu takip edercesine mayalı ekmeksi bir IPA içiyormuşsunuz hissini veriyor. Gövdeli, ekmeksi, şerbetçiotu acılığı buğday biralarına göre daha yüksek ancak ne katılan şerbetçiotu ne de ekmeksi, maya tatları baskın değil. İki türün birleşimi tam bir denge ile sağlanmış, başarılı bir bira.

MATUSKA APOLLO GALAXY: Bu birayı Çek cumhuriyeti ziyaretimden getirmiştim. Prag Bira Turu yazımı yazalı çok oldu, bu biranın son kullanma tarihi geçeli de. Bakalım nasıl bir sonuç ortaya çıkmış.
Öncelikle inanılmaz bir köpürme oldu bu Çek Butik birasında. 3-4 bardak sadece köpük ile doldu.. Bembeyaz devasa köpüğü, altın sarısı hafif bulanık rengi çok çekici. Koku çiçeksi, tatlı, narenciye, greyfurt, şedoks (kırmızı portakal) burunda belirgin. Tadım yine hafif acılığın ardından çiçeksi, çerkıfelek meyvesi, greyfurt, kırmızı portakal. Oldukça ferah, farklı tatları barındıran, burunda ve damakta kıpır kıpır ve keyifli bir bira. Kendi türünde 100 puana sahip bu bira günün kazananları arasındaydı..






BAYHAWK IMPERIAL BROWN: Dünyanın en iyi biralarından biri olduğu iddiasını etiketine taşıyan bu bira Amerikan ve Fransız Meşe fıçılarında bekletilmiş. Gecenin bu türdeki tek birası.
Renk kızıl-siyah, 2-3 parmak köpüğü yarım parmak kalıcılıkta kaldı. Koku vanilya, kahve, odunsu tınılar ve beklendiği üzere meşe. Tadım ise yumuşak, damakta hafif kremamsı, vanilya ve odunsu tatlarla birlikte alkolü de hissettiren orta kalıcılıkta, kalıcılığı kavruk tatlar tarafında olan bir bira. Şu net ki RateBeer'da aldığı puanın fazlasını hak ediyor.










            
CIGAR CITY - JAI ALAI: Gecenin sonuna doğru sosyal alemdeki bira fanatiklerinin en çok paylaştığı ve Amerikan'nın en iyi 10 IPA'sından biri olarak kabul edilen Jai Alai içildi. Tadım notları ise şu şekilde oldu;
Bronz saydam renkli. Kırık beyaz, dalgalı, çekiçi bir köüpüğü var bu Amerikan IPA'sının. Koku özel bir bira olduğunu hemen hissettiriyor; çam ağacı, kavruk malt, reçine, bal. Oldukça aromatik, burunda keyifli ve kompleks tınılar bırakan bir bira.
Tadım başta dengeli ardından şerbetçiotu acılığı damağa vuruyor, kokudaki aromaları damakta da hissettiren jai alai'in kalıcılığı da yüksek ve sizi keyfi uzun süre yaşatıyor.
Gecenin diğer bir önemli konuğu Karadaniz Ereğli'li dostlardan gelen ve yerli şerbetçiotları ile yapılan bir ev birasıydı. Kendileri ile tanışmasak da kültürü paylaşmak insaları yakınlaştırıyor, yeni dostluklar kuruluyor, paylaşımlar yapılıyor. Sağ olsunlar kendi emeklerini bize gönderdiler tatmamız için. Görüntünün güzelliği kendini anlatıyor. Kokuda otsu, taze şerbetçiotu ve hafif kavrulmuş malt. tadımda ise yine benzer şekilde kavrulmuş malt ve otsu tatların ardından baharatlı bir acılık damakta az/orta kalıcılıkta. İçimi kolay, koku ve damağı dengeli, başarılı bir ev birası. Rafta olursa kesinlikle para verip alabileceğiniz bir ürün. Tebrikler dostlar.. Paylaşımınız için de tekrar teşekkürler.

Bu blogları yazmaya, hobimize bu kadar vakit ayırabiliyorsak en büyük destekçilerimiz sayesinde.. 
Sağolsunlar yine yanımızdalar...
Devamı için

Sunday, 26 April 2015

MASAL, ATÖLYE'DEN YENİ EV BİRASI...


‘‘Bana bir masal anlat Baba, İçinde denizle balıklar, yağmurla kar olsun, güneşle ay…   
Bana bir masal anlat Baba, İçinde tüm sevdiklerim, içinde İstanbul olsun…’’
Hikayesi olan ev biralarında 16. randevumuza hoş geldiniz. Biramızın adı ‘MASAL’, masal gibi bir şehre, yeni üretim yerimiz olan Çengelköy’e, bu semti bize sevdiren, tanıtan, çocukluğumuzun en güzel masallarından biri olan ‘Süper Baba’ ya da atfen ‘Baba’larımıza adanan bir bira.






Bu birayı yaparken dünyanın en manzaralı ev yapımı bira sürecini gerçekleştireceğimizin sözünü vermiştik. Resimler bu sözümüzü tuttuğumuzu gösteriyor sanırım. Bu özelliğinin yanında MASAL nasıl bir bira? Bunu biraz açalım.












Butik bira bir kültür, ev biracılığı da kendi emeğinizi yudumladığınız, özen isteyen ama çok keyifli bir hobi. Bu kültürü İstanbul’a dair görsel ve içeriklerle harmanladığımız biralarımızın yeni üretim yeri Çengelköy (Bu uzun cümlenin açılımı; Atölye kurucularından biri taşındı.. :) ). İstanbul’un bu en güzel manzaralarından birinde Nihat’ın (Süper Baba’da Sümer Tilmaç'ın canlandırdığı karakter) kahvesinin bahçesindeki çınar ağacına bakarak yaptığımız bu bira ara verdiğimiz üretim sürecine çok güzel ve keyifli bir dönüş oldu.






Eskiye özlem her kuşağın olmazsa olmazı, biz 80 kuşağıyız ve genç/ergen dönemimize ait en akılda kalan hikayelerden biri ‘Süper Baba’ dizisi. Fiko ve ailesinin yaşadıkları, hüzünleri, sevinçleri bizi çok etkiler, her hafta heyecanla yeni bölümü beklerdik. Aile hiçbir zaman bizim istediğimiz kadar mutlu olmadı, hep zorluklarla karşılaştı, acıyı seviyoruz, bu acı bizi diziye daha da bağlardı. Bu yüzden o kuşaktan herkes Yeni Türkü’nün ‘Bana Bir Masal Anlat Baba’ şarkısını Oya Küçümen'in yorumu ile duyduğunda yüzünde ufak da olsa hüzünle karışık bir gülümseme olur sanırım.

Hem Çengelköy’ü, hem çocukluğumuzu, hem de İstanbul’u içinde barından bu biramızı hepimizin ‘Süper Baba’larına armağan etsek iyi olur değil mi? Hakları ödenmez.

Masal, hemen her biramızda olduğu gibi ilklere konu oldu;
  • Yeni üretim yerimiz Çengelköy’de yapılan ilk biramız.
  • Açık havada üretilen ilk biramız. 
  • Star San sterilijasyon sıvısını kullandığımız ilk biramız. (Aybars’a teşekkürlerimizle)
  • Fermentere şerbetçiotu kattığımız ilk biramız.(dry hopping)
16. birada hala bazı şeyleri ilk defa yapıyor olmamız evde bira yapımının en önemli maddesini bize tekrar hatırlatıyor; denemek, yanılmak ve yılmamak.

Biramızın reçete, tür ve yapım sürecine gelince. En iyi biralarımız uç örnekler denediğimiz IPA ve STOUT türlerinde oldu Mühendis, Yüksek Mühendis ve ZİFT. Uzun aradan sonra üretime dönünce doğruları takip etmek ve çok karmaşık olmayan bir bira ve reçete ile giriş yapmak istedik.

Tür: Ameikan India Pale Ale (IPA)

Reçete: 4,5 kg Pale malt
10gr Cascade  @ 60dk.
10gr Amarillo  @ 60dk.
10gr Cascade  @ 30dk
10gr Amarillo  @ 30dk.
15gr Cascade  @ 20dk
15gr Amarillo  @ 20dk.
15gr Cascade  @ 10dk
15gr Amarillo  @ 10dk.
15gr Cascade  @  5dk
15gr Amarillo  @  5dk.
15gr Cascade  @  0dk
15gr Amarillo  @  0dk.


20 gr Amarillo, fermenter kovasında dry-hopping..

Maya: Safale S-05

Reçeteden görüldüğü üzere şerbetçiotundan sakınmadığımız, yoğun aromatik kokuların yayılmasını istediğimiz bir bira. Süreçte sıkıntı oluşturan unsurlara gelecek olursak; malt'ı bezle çok sıktığımız için istediğimiz seviyede şeker elde edemedik. Bu da bu üretimin bize öğrettiği bir şey oldu. Öğrenmeye devam..

Amarillo ve Cascade şerbetçiotları 10 üzerinden 9 alan aromatik karakterleri dolayısı ile seçildi. Amarillo % 7-11 alpha asit oranı ve limoni (citrus), portakal, narenciye tınıları ile öne çıkan, Cascade ise %5-9 alpha asit oranı ve yine aromatik, tropical meyve, greyfurt aromlarını barındıran bir şerbetçiotu.

Yorucu günün sonunda emeğimize değip değmeyeceğini 3-4 hafta sonra anlayacağız..

Üretim süreçlerini @biraatolyesi instagram ve twitter hesaplarında paylaşıyoruz..



















Şişeleme prosesi yeni aldığımız musluk ve sifon aparatları ile daha düzenli ilerledi. Şişede gazlanma için şekeri yeteri kadar suda eritip kovamıza aldık ve şişelemeyi bundan sonra gerçekleştirdik.

Masal’ şişelere alındı, şişeleme öncesi harika aromatik şerbetçiotu, portakal, narenciye kokuları ortama yayılıyordu. Fermetere kattığımız şerbetçiotu etkisini çok sağlam göstermiş. Amorillo,sen çok yaşa.. Umarız şişede gazlanma da istediğimiz gibi olur ve yeniliklere konu olan bu biramızda istediğimiz başarıyı elde ederiz.

Başarılı olursa 'Butik Bira Tadım Günleri' nde de yerini alacak. Şimdiden belirteyim.

Yeni biralarda, bu kültüre dair paylaşımlarda görüşmek üzere. Yazının sonunda tekrar belirtelim ki, yorum, görüş ve paylaşımlarınız bizleri çok mutlu eder..

Devamı için

Sunday, 12 April 2015

Münih'te 2 Saat.. Biervana ve Weisses Brauhaus



6 kişi, 2 çocuk ve Münih’te biraya dair 2 saat. Ailelerin katılımı ile çıktığım ilk ‘Bira Turu’nun bu ilk bölümünde Münih’te 2 saate neler sığdırabildiğimi kaleme almaya çalıştım. 4-6 saatim olur ümidiyle oluşturduğum rotanın sadece ilk iki mekanını ziyaret etme olanağım oldu. Çocuklu aileler ile çıkılan ilk bira turu yazısına hoş geldiniz! :)

Türkiye sınırlarından çıkar çıkmaz ilk hedefim bira dükkanları (Beer Bottle Shop) oluyor. Bu mekanlar genelde onlarca ülkeden yüzlerce farklı birayı bulma imkanınızın olduğu yerler oluyor. Münih merkeze iner inmez tur ekibine el sallayarak taksiye atladım ve soluğu BIERVANA da aldım.















 

Darı ambarında bir tavuk; Bira Atölyesi, Biervana’da. Münih şehir merkezinde sayılabilecek, ana meydandan taksi ile 10-15dk’da ulaşabileceğiniz bir mekan.

25-30 metrekare bir dükkana mutluluk sığmış. Raflarda kayboluyor ve tek başıma ne kadar bira taşıyabileceğimi de hesaba katma zorunluluğunu hatırlayarak seçimlerimi yapmaya çalışıyorum. Hedefim zor bulunan biralar, farklı ülkelerden seçimler ve yeni kıtadan biralar oluyor. En sevdiğim türler IPA ve Porter’da bu kriterlerin alt başlığı.

Raflarda bazı biralar için RateBeer puanları verilmiş. Kolaylık sağlıyor.
 

Mekanın sahibi ile gerçekleştirilen sohbet ile keyiflendiğim ve Türkiye’den gelen bir Bira Yazıcısı (Bira bloggerı) olmam dolayısı ile özel ilgiye nail olduğum bu mekanda yaklaşık 3-5 metre yürüme alanında 1 saate yakın zaman geçirdim. Seçmek zor oldu ama resimdeki güzellikler benimle birlikte güzel ülkemize giriş yaptı.

Evet, hepsi tek bir bavulda Türkiye'ye girdi.. Yazıyı yazarken yanımda beni seyrediyorlar.. (Evet delirdim)

Taksiye atlayıp dostları bıraktığım şehir merkezine geri dönüyor ve biraları arabaya atar atmaz hemen ikinci mekana doğru yola çıkıyorum; Schneider Weisses BrauHaus.

Mekan ile ilgili detaylı bilgilere Beerader ve BiraSevdası dostlarımın yazılarından ulaşmak mümkün. Üstüne koyacak çok birşey olmadığı için biz bira tadımına geçelim.. :)

Beerader'in mekana dair yazısı için;
 
Şunu belirteyim ki mekana girdiğimde heyecandan ilk bira schneider olmayan bir bira oldu, asıl menüyü sonra inceleyebildim.




   
Yukarıdaki resimde soldaki bira heyecandan yanlışlıkla sipariş edilen, sağdaki de asıl incelenmesi gerekli mutluluk reçetesi.

Türkiye’de olmayan ve sadece şişede satılan TAP 4 Mein Grünes ‘ün tadım notları;

Organik, sertifikalı bir buğday birası. 1916'dan 1944'e kadar octoberfest için üretilen bu bira 1999 yılında tekrar üretilmeye başlanmış. Görüntü çekici, 3-4 parmak kırık beyaz köpük, bulanık koyu portakal renkli. Koku ise tipik buğday kokularının yanında (maya, ekmeksilik) otsu, ferah. bir saison kadar olmasa da bahar tınıları çok net. Tadım tipik buğday ekmeksiliği ve mayanın yanında hafif kalıcı acılık ile birlikte damakta ve bitirişte ferah ve çiçeksi. Şerbetçiotunun yoğun kullanıldığı bir bira olduğunu net olarak hissettiriyor ve bunu çiçeksi, çimensi tınılar ile gerçekleştiriyor..










Bir buğday birası delisi olan BiraSevdası'nın bu biraevinin biralarını şu şekilde yazmış, okuyalım;


Her iki blogda da değinilmemiş bir birayı değerlendirme şansı da bize kısmet oldu.

Bu biranın yanında Almanya'da olduğumuzu hiseetirecek bir şeyler yemenin gerekliliği ile aşağıdaki masa oluştu.

Şimdi Weisess Brauhaus'da olmak vardı..

Weisses Brauhaus sıcak ortamı, yöresel kıyafetli çalışanları, ahşap iç tasarımı ile çok çekici ve keyifli vakit geçirmek için kesinlikle tercih edilebilecek bir mekan.


Biraz daha vaktim olsa nerelere mi giderdim?;
Yazının ikinci bölümünde Allgaü bölgesinde alplerin eteklerinde bulduğumuz buğday birasını içeceğimiz ve bir bira-evi ziyaret gerçekleştireceğimiz bir yazı olacak. Biraz ön resim verelim.

Aile ve çocuklarla çıkılan ilk 'Bira Turu' yazısı 2. bölümde olacak...

Keyif budur adlı çalışmam..

Ekip sağlam...
Devamı için