Friday, 13 March 2015

BİRA TADIM ATÖLYESİ

BiraSevdası ve KeyifAdamı ile ev ortamında gerçekleştirdiğimiz Bira Tadımı aktivitelerini birasever dostlar ile gerçekleştirmenin (yoğun talep üzerine) ilk adımı 7 Mart Cumartesi günü Corinne Hotel’de yaptığımız aktivite ile atıldı.

Bu blogda hep üzerinde durulduğu üzere Butik Bira bir kültür ve bira asla sadece sarı, gazlı bir içecek değil. Bira, tarihi ekmek ile eş tutulan, çıkışı Mezopotamya ve Mısır’a kadar dayanan ve son keşifler ile Göbekli Tepe’ye kadar uzanan tarihi bir miras. Bu yüzden bu aktivitenin amacı tarihi, kültürü paylaşmak.


Üç blog yazıcısı (son hava bükücü gibi oldu ama idare edin artık. Belli terimleri Türkçeleştirmeye de çalışıyorum arada) olarak bu ilk aktivitenin bir teması olması gerektiğini düşündük ve bu temayı ‘Butik Bira Kültürü’ne Giriş’ olarak belirledik. Bu arada kendimizi ne tadımın, ne de biranın uzmanı olarak da nitelendirmiyoruz. Biz sadece bildiklerimizi paylaşmanın, bizden daha çok bilenlerle veya öğrenmek isteyenler ile bir araya gelmenin heyecanı ve isteği içerisindeyiz.

Öncelikle aktivitenin duyusu yapılır yapılmaz ilgi gösteren herkese çok teşekkürler. Aynı akşam belirlenmiş olan kontenjanı dolduran ve aşan bir talep ile karşılaştık. Talep sırasına göre de tadım ekibini belirledik. Şunu da hatırlatalım ki form hala açık ve bundan sonraki tadımlar için duyuru ilk bu formu dolduran kişilere bildirilecek. Formu doldurmak için aşağıdaki linki tıklamanız yeterli;


Bira tadım gününe özel olarak hazırlandık, Bira ve butik bira kültürüne girişi oluşturacak bir sunumdan bardak altlığı servisleri tasarımına, özel tadım bardaklarından atıştırmalıklara kadar her unsurun  uygun olmasına çalıştık.








 

Butik Bira Kültürü’ne Giriş sunumu ile başlayan tadımımızda tematik bir bira tadım sırası izlendi;

Öncelikle ‘biz günlük hayatta ne tüketiyoruz?’u hatırlamak ve anlamak adına Türkiye Üretimi bir Pilsner ile başladık, ardından aromatik bir lager tadılarak aynı türde ne kadar farklı biraların üretilebileceğini görerek butik bira kültürün atardamarı olan Ale türü biralara geçiş yaptık.

Ale türü ilk biramız son dönemde alman biralarının ülkemize ithal edilmesi ile yeni bir anlam ve derinlik kazanan Buğday birası oldu.

Sonraki adımda biranın bence dünya başkenti Belçika’ya geçerek iki farklı Belçika Ale’i tadıldı. Farklı ülkelerin bira üretiminde izledikleri yolların nasıl farklı ürünler ortaya çıkardığını görmek ilginç oldu katılımcılar açısından.



 
Belçika ziyaretinin ardından Türkiye’de yapılan bir aktivitede Türk girişimcilerin ürünlerine yer vermenin gerekliliği bilinci ile iki yerli Türk Butik birası tadıldı.

Artık damaklar yorulmaya, tatlar karışmaya başladığında sert bir tür ve ülke değişimi ile Stout türüne ve bu türün en ünlü birasının tadımına geçtik.

Kapanışı ise dil ve damakta bırakacağı acı-aromatik sert tınıların bilinci ile bir Indıa Pale Ale ile gerçekleştirdik. İngilizlerin icadı, biranın gemiler ile Hindistan’a sevk edilmesi sayesinde ortaya çıkmış bu birayı, bir Amerikan bira-evi yorumu ile tatmak gerçekten güzeldi.

Tüm biraları Görüntü, Koku, Tadım, Damak ve Genel Puan olarak notlandırdığımızı ve gecenin birincisini seçtiğimizi de not olarak belirtelim. Tabiki tamamen farklı türlerin birebir karşılaştırması şeklinde olmayan, genel beğeni ve eğilimleri ortaya koyan bir notlandırmaydı.

Tadımda geçen koku ve tat sınıflandırmaları ise katılımcıların ne kadar geniş bir yelpazede olduğunu ortaya koyuyordu;

Koku için bazı betimlemeleri listelersek; Vernik, malt, limon, narenciye, maya, ekmeksi, baharat,  kavrulmuş arpa, kahve tütsü, mango, çam yaprakları, zambak, portakal..

Tadım için ise acı, şerbetçiotu, kavrılmumuş malt, narenciye, ekmeksi, tatlı-ekşi, muz, limon, talı, metalik, patlamış mısır, odunsu, turunçgil, kahve gibi çok geniş yelpazede tınılar tadımcılar tarafından hissedildi ve dile getirildi.

Gecenin sonunda ise listede ve ülkemizde bulunmayan sürpriz özel bir bira da tadıldı. Trappist ACHEL günün sonunda herkesi o ana kadar içtikleri biralardan çok daha farklı tatlara ve diyarlara götürdü.

Tüm katılımcıların olumlu geri bildirimleri ve tadımdan artan biraların bir parti havasında içilmesi ile sonlanan aktivitemizin devamı gelecek. 


Bu günü bir de KeyifAdamı'nın kaleminden okumak için;
http://keyifadami.net/post/113421302676/beertasting1

Öncelikle katılan tüm dostlara (ki bu tadım için Atalya'dan gelen misafirimiz dahi vardı ve özel bir teşekkürü hak ediyor) çok teşekkürler. Yorumları ve yönlendirmeleri, tek taraflı, sadece sunum yapılan bir aktivite olmasının önüne geçti. Herkesin katkı verdiği ve bilgisini paylaştığı bir ortam oluştu. Ortamın sıcaklığı katılan kişilerin pozitif enerjisi ve katkıları ile sağlandı ki bu da yukarıdaki resime çok net yansımış durumda..

Bunun yanında  ilgi gösteren 'beğenen' herkese ve ev sahibimiz Corinne Hotel’e teşekkürlerimizle.

Devamı için

Wednesday, 4 March 2015

İHTİŞAM, SANAT ve BİRA – VİYANA


Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle iyi yaşamalıyız ki, ölüm bizi almaya geldiğinde, titresin!’ Charles Bukowski. Böyle buyurmuş üstat. Peki nedir bu iyi yaşanmış hayat? Belki de sorumluluklarımızı yerine getirmenin yanında, bize keyif veren tutkuların peşine düşerek sahip olunabilecek bir zenginlik. Herkese kısmet de olmadığı için, imkanınız varsa koşun peşinden. Tutkularımızın peşinde, Sanat, Kültür ve Butik Bira için Viyana’dayız.

Bundan yaklaşık 350 yıl önce kapılarından döndüğümüz ve belki de tarihin akışını değiştiren bu şehir, zenginlik ve ihtişamı size net olarak hissettiriyor. Bizim peşinde olduğumuz şey ise her zamanki gibi Bira Kültürü olsa da Prag’dan sonraki durağımız olması ve iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik farklar nedeni ile bize çok temiz, düzenli ve zengin bir başkent izlenimi verdi (şehir merkezinin biraz dışında indiğimiz tren istasyonunun etrafı ve yörekentler (banliyö) dışında tabi, merkez dışında bambaşka bir hayat yaşanıyor olma ihtimali yüksek.).

Şehirde ilk günümüz yürüyüş ve bir sonraki günün planları ile geçti. İlk biramızı da bu yürüyüş sırasında denk geldiğimiz bir festival alanında içtik. Vasatın biraz üstünde, fıçı tazeliğinde ülkenin en çok satan ve en önemli bira-evlerinden biri olan Ottakringer biralarını festival alanında yaptığımız rasgele yemek seçimleri ile eşleştirmeye çalıştık.







Ottakringer Gold Fassl Dunkel: Kırmızı-Kahve bir renge sahip biramız beyaz 2-3 parmak kalıcı olmayan köpüğe sahip. Koku malt, kiraz-vişne tınıları içeriyor. Bardakta orta gövdeli, tadımda ise hafif kavrulmuş malt, pekmez ve kremamsı bir içime sahip ortalamanın üstünde kabul edebileceğimiz yumuşak içimli keyifli bir bira. Yanında yediğimiz soslu ete de güzel eşlik etti açıkçası.








Şehir merkezinde kısa bir yürüyüşün ardından ilk bira mekanımız bir bar oldu. Bermuda Brau. Bir şehre gitmeden önce oraya dair bira mekanlarını genelde RateBeer sitesi üzerinden inceliyor ardından bu mekanların yorumlarına yine farklı siteler üzerinden ulaşmaya çalışıyorum. Bu mekana da bu şekilde ulaştık ancak özel bir yanını göremedim ben açıkçası. İçtiğimiz biralar da mekana özel biralar değil. Ottakringer’in farklı türlerini içtik. Çok özel bir tada da denk gelmedik.









                 Aynı gün içerisinde birkaç mekan gezmezsem yeterince verimli bir tur olmayacağı için otele dönüş yolunda ikinci mekanımıza uğradık. Hoppalas Bierradies. Burası da standardın biraz altında bir bar. Biraları özel tadım notları paylaşmayı gerektirecek seviyede değildi.








2. gün şu şekilde başladı; Sanat, Tarih, Kültür…

Viyana’nın müzeler bölgesi muhteşem, Doğa Tarihi ve Sanat Tarihi Müzeleri karşı karşıya. Çağdaş sanata dair müzeler de hemen yakınında. Mutlaka gezilmeli. Muhteşem eserlere dünya gözü ile bakma şası kaçırılmamalı. Doğa tarihi müzesi sizi gezegenler ve kaya oluşumlarından, bitki, hayvan evriminde günümüze kadar ilerleyen bir yolculuğa çıkarıyor. Birkaç saate sığdırmanın haksızlık olacağı bu harika müzenin hemen karşısında Sanat Tarihi müzesi var. Burası da kelimelerle anlatılamayacak derinlikte. Bizim harcımız değil. Tek bir eser için bile binlerce sayfanın doldurulabileceği bu müzeyi de mutlaka görün! Mutlaka! Sizi 1-2 resimle baş başa bırakalım;




Doğa Tarihi müzesi elemetler, kayalar, canlılar bitki ve hayvanlardan günümüz insan evrimine çok zengin bir envaterin bünyesinde barınbdırıyor..

Sanat Tarihi müzeisnde Caravaggio'nun eserlerini de görmek mümkün. Eşimin en sevidği ressam sanırım. 
David, Goliath'ın kafası ile resmedilmiş.

Sanat Tarihi müzesi için resim seçmek çok zor oldu. Belki de her bir eseri için kitaplar yazılabilecek bu müzeyi de mutlaka gezmelisiniz!

Sanat’a doyduktan sonra (ki bu mümkün değil di, zoraki kestik..) bu bölgeye çok yakın olan ve kendi yaptığı biralar ile tam bir bira-barı olan 7Stern’e geçtik.









Viyana’da bira kültürü adına mutlaka uğranılması gerekli bir mekan, girişinden bira kazanlarının bulunduğu ana bölüme, duvarlarını süsleyen görsellerden ağaçlar altındaki arka bahçesine kadar tam anlamı ile Bira Kültürüne adanmış bir mekanda olduğunuzu hissediyorsunuz. Hemen hemen Tüm biralarını tattık. Birkaç tanesinin tadım notları şu şekilde;





7Stern'ün harika arka bahçesinde ağaçlar altında Butik bira keyfi..

   
 

Menü ve iç mekandan görüntüler

Hepsini içtim mi? Tabi ki! Ama hep yanımda olan destekçim ile birlikte.. :)

7Stern Helles: Limoni sarı bulanık bir renk, bardağa yapışan biraz hızlı sönen kabarcıklı beyaz köpük. Koku narenciye tatlılığı ve buğday. Tadım kokuya göre daha ekşi tınılar içeriyor, önce limoni ardından malt ve hafif acılık. Baharatlı/acımtırak bir buğday,çok meyveli değil. Komplekslik de orta.

7Stern RauchBier: Koyu kırmızı, maun renkli. Saydam ancak koyuluktan dolayı ışık geçirgenliği az. Kokuda is, isli et, kavrulmuş malt, kömür. Tadım da beklendiği gibi isli ama yumuşak. İs damağınızın tüm noktalarına vuruyor ancak kolay içimli ve çok gövdeli değil. Güzel bir et yemeği ile müthiş uyum sağlar.

7Stern IPA: Bronz bulanık renkte, 2 parmak kremamsı yapıda köpüğe sahip. Görüntü çekici, koku beklendiği üzere şerbetçiotu acılığı, yanında çiçeksi, taze, papatya kokuları hakim. İçin dolgun, baştaki dolgunluk ardından kendini acılığa bırakıyor. Orta komplekslikte tercih edilebilecek bir IPA.











Bir sonraki durağımız 7Stern’e göre daha merkezi bir konumda olan 1516 Brewing Company.  Burası daha amerikan-vari bir bira evi. Burası da 7Stern gibi kendi birasını yapan bir mekan. Şahsen bira olarak görmediğim ‘radler’ dışındaki 4 birasını (Lager, Weizen, Victory Hot Devil IPA, Black&Tan) 0,25lt’lik bardaklarda sipariş ettim ve tadıma geçtim. Bira türlerine göre seçilmiş özel bardaklar ve görüntü çok çekici.










 
İç mekan daha Amerikan-vari bir bar havasında
Bira sunum bardakları oldukça şık ve biralar da harika görünüyorlar

1516 Wiezen: Bulanık sarı renk, beyaz köpük. Bardakta dolgun ve şık. Koku muz, tatlılık, çekici narenciye kokuları. Tam bir alman buğday birası kıvamında. Tadım yine dolgun ve vurucu, limon, hafif ekşilik, hafif tatlılık.

1516 Victory Hop Devil IPA: Bronz ve bulanık bir görüntü var bardağımızda, köpük ise 2-3 parmak ve bardağı sarıyor. Kokudaki şerbetçiotu derin, otsu, hafif meyveli ama baskın olarak da acı. Tadım ise tam bir DIPA (double ındian pale ale). Damağa önce acılık vuruyor ardından tazelik ve aromatik tınılar ile kompleks bir tadım sunuyor. Kokusu, duruşu ve tadımı ile başarılı bir DIPA.

1516 Black & Tan: Bu ilginç biramız kendisini koyu ve açık renk biraların bir karışımı olarak tanımlıyor. Bardağımızda kırmızı-kahve renkte. Kokuda kavrulmuş malt, vişne, kırmızı yabani meyve kokuları ön planda. Malt ve tatllık yüksek. Tadımda tatlı vişne-kiraz ve bitirişte acılık ile orta komplekslikte bir bira. Başarılı ancak diğer biraları daha başarılı bulmuştum.

Dayanamayıp Bavarian Dunkel ve Summer Wit'i de denedim. Başarılı biralar. Summer Wit hoogarden kalitesinde bir belçika buğdayı. Mekan bira standardı olarak 7Stern'ün üstünde, 7Stern de atmosferden kazanıyor. 1516 yerel halkın, turistlerin ve özellikle genç kesimin tercih ettiği merkezi konumda bir mekan. Gün içinde uğrayabilir akşam için ise hatırı sayılır bir kalabalık ile ister bir bar ortamı isterseniz dışarıda vakit geçirebilirsiniz.

2 günlük kısa ziyarete ancak bu mekanları sığdırabildik. Zamanınız olması durumunda önerebileceğim diğer mekanlar aşağıdaki gibi.

Salm Braü
The Dogstar Craft Beer Bar
Weiden Braü

Bu mekanları ziyaret etmedim, bu yüzden gidip de beğenmezseniz sorumluluk kabul etmem, sadece Salm Braü’yü paylaşımlar ve resimlerinden ötürü gerçekten merak etmiştim. Viyana’yi bir kez daha ziyaret edersem uğramayı düşünürüm.

Her yurdumuz turistinin yaptığı veya yapmayı planladığı Prag-Viyana-Budapeşte üçlemesinin ilk iki şehrindeki bira turumuz bu yazı ile sonlanıyor. Henüz Budapeşteye gitme imkanım olmadı. İleride bu üçlemeyi tamamlayabilmek dileğiyle.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. 
Unutmayın; Butik Bira bir Kültürdür. Edinmek lazım..

Devamı için