Sunday, 9 November 2014

PRAG BİRA TURU


Her türlü aktivitemi bir şekilde biraya bağlamanın bir sonucu olarak eşimle gerçekleştirdiğim yurtdışı tatil planlarımızı da bu hastalığa alet etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Gezdiğim her yeni şehirde biraya dair rotalar oluşturmaya, özel mekanları ziyaret etmeye ve bira tadımları yapmaya çalışıyorum.

Bu blogda Belçika üzerine yazılardan sonra ilk farklı ülke Çek Cumhuriyeti oldu. Bira merkezli bir Prag şehir turu için buyrun;  

Prag’ın kendine özgü bir bira kültürü var, hemen her bölgede bir mikro biraevi, özel bir dükkan veya farklı biralar tadabileceğiniz kafeler bulabiliyorsunuz. Bunların önemli bir kısmı da turistlerin ana gezi noktası olan eski şehir ve kale bölgesinde. Özel biralar için rota değiştirmenize gerek olmuyor çoğunlukla, sadece gitmeden önce biraz araştırmak ve not almak yeterli.

 
U Tri Ruzi: Prag’daki ilk durağımızdı, Astronomik Saat’e oldukça yakın. Görece erken bir saatte oturduğumuz için boştu. Yeni bir şehre girer girmez bira mekanı ziyaretlerine başlama konusundaki destekçime, eşime de hemen yazı başında teşekkürümü ileteyim.

Mekan oldukça şirin, duvar resimleri harika, Bir butik bira mekanında olduğunuzu hissediyorsunuz, yemek ve atıştırmalık menüsü oldukça iyi ve 5 farklı birayı içeren tadım menüsü de gayet başarılı. Biralar mükemmel değil, sizi tat ve derinlikle çarpmıyor ama kesinlikle ziyarete değer.

Burada tadılan Biralar; Vienna Red, Single Hop, Monastik, Tmay (siyah bira) ve Pilsner. Bu kadar farklı türler içinde en başarılı bulduğum şaşırtıcı şekilde pilsner oldu. Bu biranın fanatiği değilim fakat sarı, gazlı ve kolay içimli bu lager alt türünün bulunduğu ülkede olduğumuzu da unutmamak gerekli. Bu mekanı şehir merkezinde bir turun ardından tercih edebilirsiniz. Böylelikle turistik kafelerde oturup standart ürünlere hapsolmak yerine hem yerel tatlara bakabilir hem de güzel biralar içebilirsiniz.





İlk mekanımız biraydı, ikinci mekanımız ise bu şehre dair tek bira dışı notumu içeriyor. Kafka Müzesi. Müze çok özel şeyler sunmasa da dahi yazarın hayatı, kitaplarına ve esin kaynakları ile ilgili detayları öğrenmek, ceza kolonisinde betimlenen makinanın bir tasviri gibi özel betimlemeleri görmek harikaydı. Lokasyonu da harika. Tavsiye olunur.

U Fleku: Kapıdan girer girmez yağmur bastırdığı için bahçe yerine içeride oturmak durumunda kaldık. İç mekanın yerel bir havası var, ahşap uzun masalar ayrı ayrı odalardan oluşan bir bina, hızlıca dolup boşalacak tarzda ve oldukça turistik. Bu mekanın ünlü siyah birasını içmeye gelen çok. Tek tip bira var ve siz daha masanıza oturmadan bira önünüze geliyor. Ziyaret edilmeye değer.

U Fleku – Siyah Bira: Bira bardakta simsiyah (kim şaşırdı?), köpük ise kahve-beyaz arası, bardağı sarıyor. Koku kavrulmuş arpa ve hafif tatlılık barındırıyor. Ama bu tatlılık meyve veya şeker tınıları gibi aromatik bir tatlılık değil. Sadece burunda şerbetçiotu burukluğu ve acılığı düşük. Tadım sizi Alman, Belçika ve Amerikan butik biraları gibi vurmuyor. Yumuşak, kolay içimli, damakta çok kalıcı değil ancak biraya özgü kavrulmuş malt tatlarını da alıyorsunuz. Görüntünün aksine bizdeki pilsnerler gibi onlarcasını rahat içebileceksiniz hissini veriyor. Çek Cumhuriyeti'nin dünyanın kişi başına en çok bira tüketen memleketi olmasında sevdikleri bira türlerinin etkisi büyük kanımca. Bu koyulukta bir birayı bu yumuşaklıkta üretmek de ayrı bir başarı.






Lokal: Şehrin farklı bölgelerinde şubeleri bulunan mekanların özelliği biraların özel tanklarla getirilip saklanması ile oldukça taze direk üretim fıçısından içiyormuşcasına taze bira içme deneyimi sunması. Hayatımda içtiğim en iyi pilsneri aşağıdaki şirin tanktan içtim. Tazelik ve ferahlığın yanında oldukça iyi seviye bir acılık ve Türkçesini oturmakta zorlandığım (ve  bundan utandığım), gevrek ‘crisp-biscuity’ bir içim.
Tank çok şirin değil mi? - Bira ise duruşu ile özel olduğunu belli ediyor.

Prag Bira Müzesi: Burası methini duyduğum bir mekandı ancak karanlık atmosfer ve kalabalık bende iyi tadım yapma ve keyifli vakit geçirmekten uzak bir ortam hissi uyandırdığı için oturmadım. Meraklısına yine de tavsiye edilebilir.

Bu arada buranın yerel atıştırmalıklarında biri yanda. Hayır kokoreç değil, kömürde şekerli hamur kızartması. :)


 











Prag’daki 2. günümde ilk durağım bir bira şişe dükkanı olan BeerGeek oldu. Yürüyerek ve biraz zor bulduğum bu mekan tüm emeklere kesinlikle değdi. Bu seviyede çeşitlilikte ülke ve bira evlerinden 'şişe bira' satan başka bir mekan görmemiştim (Bir cafe-bar olan Delirium’u saymıyorum.). Belçika’daki mekanlar genelde kendi ülke biralarına yoğunlaşıyor. Burası tamamen butik, özel biraya yoğunlaşmış ve dünyanın her yerinden örnekler var. Bir butik bira-sever için kesinlikle uğranması gerekli bir mekan. Burada ev birası ekipmanları da bulabilir ve tadım da yapabilirsiniz. Benim tattığım biralar resimlerde mevcut. Yürüyerek geldiğim mekandan taksi ile dönmek durumunda kalmam da şaşırtıcı olmamıştır sanırım. Bavulu ilk durakta doldurmak üzereyiz.. :)





Mekanda her ülke için benzer bir raf var. İskoç, Belçika, Amerika, Hollanda, Çek Cumhuriyati vb..

Resimdeki şişeler yurda giriş yapanların sadece bir kısmı. Bardaklı resimler ise bira seçerken tadımı yapılanların bir kısmı.

Anderson Valley Bourbon Barrel Aged Stout: Butik bira sektörünün son dönem ana akımı viski fıçılarında bekletilmiş stout tarzı biralar. Avrupa butik bira üreticileri doğal olarak genellikle iskoç viski ve şeri fıçılarını (ardbeg, Laphroiag vb.) tercih ederken Amerikalı butik üreticiler genelde burbon fıçıları tercih ediyor. Bu biramız adı üstünde burbon fıçıda bekletilmiş. Bira bardakta gazsız ve köpüksüz. Viskozite yüksek. kremamsı. Kokuda burbon hemen hissediliyor ve yüksek alkollü olmasına rağmen burbona özgü tatlı, alkol, vanilya tınıları önde. Tadımda burbonun sert alkolü ve fıçı tatları kavrulmuş malt ve kahve tınılarını bastırmış.







Oturduğunuz herhangi bir kafede Çek Cumhuriyeti'nden kolay içimli biraz daha yüksek adetli üretilen biralarına kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz doğal olarak, ben gün içindeki tadımlara akşam otel odasında da devam ediyordum. Duff birası ise sevgili aile dostlarımız Simpson'ların hatırına alınmış ve içilmiştir. :)


Pilsner Urquell pilsner biranın 'Orjinali'. Gelip de içmemek olmaz. Bu tadı kolay kolay başka bir pilsnerde yakalayamazsınız. Bulduğunuz yerde içiniz derim. Hikayesine ve tadım notlarına birçok sitede kolaylıkla ulaşılabiliyor. Kendisi gerçek bir pilsner nasıl olmalı? sorusunun cevabıdır..


 










Klasterni Pivovar Strahov: Mekan kalenin hemen arkasında. Yaklaşınca mayşe, taze bira ve malt kokularını alıyorsunuz zaten. Burada da 5 çeşit bira tadıldı; Buğday (weissbier), Amber, Dark, Red Ale, IPA.. Her biri türünün gayet başarılı örneklerinden sayılabilecek bu biraları içerken oldukça iyi menüsünden atıştırmalıklar alabilirsiniz. Tramvay ile çıkılan ve bütün şehri ayaklarınızın altına alan mini eyfel kulesi ve kale turundan sonra güzel bir dinlenme mekanı oldu bizim için. En beğendiğim biralar Red Ale ve IPA idi.


 

Sv.Norbert IPA: Renk kanyak (koyu portakal-maun), sarıdan karamele uzanan bir renk tayfı cümbüşü. Köpük maalesef zayıf. Kokuda IPA olmasından tahmin edileceği gibi şerbetçiotu hakim. Çiçeksi kokular acılık ile dengeli. Bardakta orta gazlı ve gövdeli. Tadımda ilk olarak meyve ve çiçeksi tatlar damağı sarıyor ve hemen ardından acılık ortaya çıkıyor. Bu acılık dil ve damağa uzun süre yapışıyor. Çok kalıcı, başarılı bir IPA.

U Medvidku: Yine eski şehir merkezinde bir mikro-biraevi. Tek sıkıntısı herkesin aşağıda özel biralar sunmayan büyük restoranı ziyaret etmesi.. Asıl mikro biraevi üst katta. Tabelaları takip edin! Gerçek bir mikro. Bira sevmeyen biri giriş katında vakit geçirebilir, en üst kat dar, biraz sıcak ve buram buram mayşe kokan bir yer. Nedeni biranın da burada yapılıyor olması. Şansıma ben oturup biramı yudumlarken bira ustası çalışma halindeydi. Prosesi bilen biri olarak şetbetçiotlarının çıkarılışı, ahşap fıçılarda biranın fermente oluşu, hidrometre ölçümü gibi adımları takip etmek oldukça keyifli. Mekandaki bazı biralar standart, bazıları ise gayet iyiydi. Tabi bu standartlık bir mikro üretici seviyesindeki karşılaştırmalar için geçerli, hemen hepsi her an ulaşamayacağınız tatlar. Hele Türkiye’de yaşıyorsanız. Bu mekanda 4 farklı bira tadımı yaptım. Oldgott 13, 1466, White, X33.  En yüksek puanı X33 aldı.


 

X33: Tanıtım kartında belirtildiğine göre katkısız olarak elde edilen en yüksek alkollü bira. Alkolün tamamı malttan geliyor. Renk koyu kahve, köpük kahve-beyaz arası, dolgun ve büyük kabarcıklı. Koku kuru incir, kuru üzüm, hafif pekmez, topraksı ve yoğun. Kavrulmuş malt ve alkol de hissediliyor. Tadım çok yoğun, gövdeli. Viskozite oldukça yüksek. Oldukça topraksı ve damakta uzun süre kalıyor, damaktan inişi vakit alıyor. Kesinlikle şu ana kadar mekanda içtiklerinden farklıyım diyor. Önerildiği üzere bu birayı toparlayacak ve dengeleyecek bir tatlı ile içmek şart. 


Prag bitti. Bu anlatılanlar ve daha fazlası 2 güne sığdı. artık Prag'a gidince ne yapacağım demezsiniz.. Bir sonraki durağımız VİYANA olacak..Görüşmek üzere...

Devamı için