Wednesday, 30 January 2013

BU TOPRAĞIN SESİ: NUT BROWN ALE

Bira bu topraklarda doğdu, büyümesi gurbet ellerde gerçekleşti ama olsun. Fındığın da dünyada en büyük üreticisi yine bu topraklar, Türkiye..

Ailenizin Biracısı Bira Atölyesi de Butik Ev biracılığının sizlerin gözünde en önemli ve tek temsilcisi olduğuna göre bu toprakların iki önemli ürünü bir araya getirmek ve sunmak da tabi ki bize düştü..

Bira Atölyesi K.5 NUT BROWN ALE şişelerde olgunlaşmaya başlamıştır.

Bu bira ile birlikte üretim prosesimizde de değişim ve gelişmeler oldu. İzninizle yakında yudumlayacağımız bu biramızın kısa hikayesini sizlerle paylaşalım. (resme tıklamanız yeterli :)

Bu birayı üretene kadar 6 farklı bira yapmıştık. Bu biraları yaparken de 19lt'lik büyük su damacanaları kullanıyorduk. Eski bira yazılarımızda fermenter olarak bunları görebilirsiniz. Bu fermenterler bira yapımı sırasında ve sonrasındaki şişelemelerde zorluklar çıkarıyordu. Bu soruna bir çözüm üretmek adına yağmurlu bir İstanbul gününde Karaköy-Kasımpaşa-Eminönü üçgeninde ekipman arayışına girdik.

Herşey güllük gülistanlık değil, güzel ürün emek ister dostlar. Karaköy Kasımpaşa hattını yağmur altında yürüyerek geçirdiğimiz, Eminönü çarşılarında sağanak yağmur altında yürüyerek aradığımız şey düzgün bir Kova'ydı.. :) 

Tek amacımızın daha iyi ürün, daha iyi proses olduğu bu yolculuktan aşağıda gördüğünüz 2 yeni fermenter çıktı. Musluk takma ve ölçeklendirme kendi imkanlarımızla gerçekleşti. Artık proses, üretimden şişelemeye çok daha hızlı ve kolay. Uğraştık, ama değdi..

 Yeni Fermterlerimiz

Şimdi gelelim biramıza. Biramızı değişik bir tat yudumlama isteği ile Fındık aromalı bir Ale olarak belirledik. Bir kit üretimi olduğu için de çok zor olmadı üretim.

İlk hidrometre ölçümümüz aşağıda görüldüğü gibi oluştu; 1047-1048. Bu değer yaklaşık 10 günlük fermantasyon sonrasında hangi değere düşüyorsa buna göre alkol oranımız ortaya çıkıyor.

 İlk Hidrometre Ölçümü

Hava Kilidi takılmış fermenterimizden bir görüntü

Yaklaşık bir haftalık bir fermantasyonun ardından hidrometre değerimiz 1010'e düşmüştü. Yani biramız %5.0-5.2 oranında alkole sahip olacak. Gayet yeterli. Aşağıdaki resimden de görüldüğü üzere açık bronz (fındık kabuğu rengi) renginde. Biraya uygun olsun diye yeni bir renk de icat etmiş olduğumu farkettiğinizi umarım.

 Şişelemeden önceki son hidrometre değerimiz

Başarılı bir üretim ve fermantasyon sürecinin ardından biramızı şişeledik. Son hali aşağıdaki gibi oluştu. Yaklaşık 2 hafta sonra tadımını yapıp yine her zaman olduğu gibi buradan paylaşacağız.

Yaklaşık 40 şişe K.5 Nut Brown Ale Biramız

 Biranın etiketlenmiş ve raflarda yerini alacak olan son hali

Bu topraklarda can bulan 2 önemli ürün Bira ve Fındığın bir araya geliş hikayesini bu kadardı.

Bir sonraki yazımızda eksik kalan bira tadımlarını tamamlayacağız. Ardından da Bira Atölyesi'nin kendi ürünü olan 3. toplamda 9. biramızı sizlerle paylaşacağız. Adı, kokusu ve logosu ile sizleri çok meraklandıracak bir bira geliyor. Hazır olun!!

Budan yaklaşık 3,5 ay önce 18 Ekim günü 'Geliyoruz..' başlığı ile açmıştık bu siteyi.. 3.5 aya çok şey sığdırdık, durmayı da düşünmüyoruz, istek ve görüşlerinize de açığız. Önereceğiniz reçete ve biraları da yapmak, denemek isteriz. Tabi herşey hammadde ile sınırlı. Ama hayalgücümüzde sınır yok..

BİRA ATÖLYESİ





Devamı için

Wednesday, 23 January 2013

Emeğimizi Yudumlamak; Bira Atölyesi Tadımları..

Çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz, Yeni Bira'lar, Yeni Logo'lar.. Hepsini de paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü tek amacımız kendi emeğimizi yudumlamak ve bunu paylaşmak.

Bu güne kadar 6 farklı bira yaptık ama sadece 1 tanesinin tadımına  bu sitede yer verebildik. Artık biralarımız olgunlaştı, içilebilir duruma geldi. Şimdi tek tek görüşlerimizi sizlerle paylaşalım.

Reçetenin oluşturulmasından ekipmanların hazırlanmasına, üretim sürecinden fermantasyona, şişelemeden olgunlaşmaya kadar 1 şişe biranın içimi en azından 5-7 hafta genellikle daha uzun süren bir süreç gerektiriyor. Bu yüzden bir hata yaptıysanız da geri dönüşü çok zor oluyor. Biz de hatalar yaptık. sorunlar yaşadık. 3 mühendis bir yola çıkarken hatasız iş olmasını da beklemiyorduk zaten. Bir yerde herşey çok düzgün işliyorsa ya hiç birşey yapılmıyordur ya da yanlış yapılıyordur :) doğrusu ile, yanlışı ile bu hatalarımızı da burada paylaşacağız, içimlerdeki yorumları mümkün olduğunca objektif yapmaya ve tadım yaptırdığımız eş-dost yorumlarını da işin içine katmaya çalışacağız.

Tadıma geçmeden önce bu yoğun tempoda bizleri destekleyen aile, arkadaş ve eşlerimize de sonsuz teşekkürler. Bu 3 kişinin olduğu her ortamda 4-5 aydır sadece Bira konuşuluyor. Yorucu.. Gerçekten yorucu.. Sağolun..

Bira Atölyesi K.2 TARWEBIER (Buğday Birası): Biramız bir kit üretimi. Buğday birası, aroması ve tadıyla diğer türlerden hemen ayırt edilebilen bu türün yapım aşamasını sizlerle paylaşmıştık. Şimdi objektif bir şekilde tadımı notlandıralım;

Görünüm: Köpük devasa, renk bulanık bronz, bardakta gazlılık orta seviyede. Tatmin edici bir görüntüsü olduğunu kabul etmek lazım dostlar..

Koku: Malt kokusu hakim, hafif bir ekşilik içeriyor. Buğday birasına kokuları çok net hissedemedim.

Tadım: Malt tadları hakim, benim evde açtığım versiyonda ekşi tatlar da mevcuttu ama birlikte tadım yaptığımız şişe daha tatminkardı. çok kompleks olmaması ve buğday birasına has tatları barındırmaması eksi yanı. Sıcaklık artıkça alkol hissi de biraz daha belirginleşiyor.


PUANLAR:
Birol:     6/10
Can:      6/10
Server:  4/10

SONUÇ: Bir kit birası olduğu için prosesde müdahale edebileceğimiz çok nokta yoktu. Beklentilerim daha yüksekti ama yine de içimi düzgün köpüğü, görünümü ve farklı aromaları ile özel bir bira oldu. Farklı şeker katkıları ile tekrar değerlendirilebilir.

Bira Atölyesi K.3 Irish Stout: İlk siyah biramız. Bu türde kendi imalatımız birayı da yakında bu sayfalarda yayınlayacağız. Kışın soğuk ve karlı günlerinde kahve, kavrulmuş malt aromaları ile damaklarımızı şenlendirecek bir bira yapmak umudu ile yola çıkmıştık. Hadi şimdi sonuçları sizlerle paylaşalım;

Görünüm: Logomouz çok beğeni topladı. Bira simsiyah, büyük kabarcıklı ve kırık beyaz rengi ile bardağa yapışıyor. Adeta bir dantel gibi sarıyor bardağı. Simsiyah görüntüden ötürü bardakttaki gazlılığı değerlendiremiyoruz.

Koku: Kavrulmuş malt ağırlıklı. Kahve veya çikolata kokuları yok. Biraz karamel hissi. Görünüm ve koku bir bütün olarak gayet başarılı ve tatmin edici

Tadım: Başta gazlı ve yoğun. adından damakta hafif kavrulmuş arpa tadı. Bitiriş benim izlenimime göre ekşilik içeriyor. Görüntü ve koku kadar başarılı değil ne yazık ki. bu biranın üretiminde hata olmuş olma ihtimalini de değerlendiriyoruz. Şişeden şişeye ve içen kişiye göre sonuç farklılık gösterse de kesin olan birşey var, hedefimiz daha iyisi..


PUANLAR:
Birol:       4/10
Can:        5/10
Server:    4/10

Bu birayı tadan kardeşimin ilk andaki yorumlarını da dış bir gözlem olarak burada paylaşalım, kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz havasında olmayalım;

'Biranın köpüğü bardağı sarması, rengi gazlılığı ve dolgunluğu gayet güzel. Bitmesini istemediğim bir Bira. Elinize Sağlık.'

SONUÇ: Biz daha iyisini yaparız dedik ve tamamen kendi üretimimiz bir STOUT yaptık, sonuçlar için tabi ki biraz bekleteceğiz, hala fermantasyon kovasında..


Bira Atölyesi No. 2 Saaz Blonde: Maltından şerbetçiotuna, kaynatılmasından maya seçimine kadar tamamen Bira Atölyesi ürünü 2. biramız. Bir reçeteye mümkün olduğunca sadık kalmaya çalkışarak ürettiğimiz bu serinin en önemli özellikler şunlar;
  • 3 değişik malt tipi kullanıldı. İlk biramız Pale Ale'e göre tadımında farklılık bekliyoruz.
  • 2 değişik tipte şerbetçiotu farklı zamanlarda prosese girdi. Daha aromatik ve daha şerbetçiotu ağırlıklı bir bira hedefleniyor.
Tüm bu detaylardan sonra şimdi yorumları alalım;

Görünüm: İlk biramıza göre pale malt ile birlikte karamel malt da kullanıldığı için daha koyu bir renk hakim. Bronz. Çok fazla bulanık değil. Tortu şişeleme ve diğer proseslerdeki iyileşmeden dolayı her geçen gün daha da azalıyor. Köpük çok kalıcı olmadı ama kullanılan bardakların etkisi olabilir. Ayrıca şişeden şişeye farklılıklar da söz konusu.

Koku: Şerbetçiotu ağırlıklı, hafif malt aromaları da var. 3 Farklı zamanda sürece giren şerbetçiotlarının etkisi olmuş, ilk biramız göre koku daha karakteristik.

Tadım: Yine şerbetçiotu baskın, damakta kalıcı ve çok kompleks olmasa da başarılı bir Bira. İlk biramızdan bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz. Şişede olgunlaştıkça daha da iyi olacaktır.


PUANLAR:
Birol:      7,5 /10
Can:       7/10
Server:   6/10

SONUÇ: amacımız ilk biramızdan 1 adım ileri gitmekti bunu başardık. Olgnlaştıkça daha da iyi olacak bir bira yaptık. Buradan öğrendiklerimizle daha büyük bir adım atmak için hazırız. Mutluyuz..

Tadımları paylaştığımız yazımızın sonunda geldik. İlk biramızı ve heyacanımızı şu yazı ile paylaşmıştık;
İlk Bira! İlk Tadım. Bira Atölyesi Hasat 1

Bu yazımızla da 4 farklı biramızı sonuçları ile birlikte iletmiştik olduk. Sırada K.1 Belgian Tripel ve K.4 I.P.A. tadımları var. Bunları bir sonraki yazıya saklaıyoruz.

Fermenterde de 2 yeni, farklı biramız var...

İlk biradan bu güne hızlı yol kat ettik. Artık prosesimiz oturdu, yeni ekipmanlarla daha hızlı çalışıyoruz, daha dikkatli ve özenliyiz. Her biramıza özel logo tasarlıyor içmek istediğimiz özel biraların üretimini öne alıyoruz. Bunlar ve daha fazlası bu sitede sizlerle olmaya devam edecek.

Paylaşmaktan, 'like'lamaktan, 'twit'lemekten, sağa sola e-mail'lemekten korkmayınız. :)

BİRA ATÖLYESİ



Devamı için

Monday, 7 January 2013

Hasat K.4 I.P.A. (India Pale Ale)

I.P.A. India Pale Ale'in açılımı. Atölyemizin 6. birası ve 4. kit üretimi. Bu türün hayranı olduğumuz için özel bir yazıyı da hak ediyor.

Bu biramız için seçtiğimiz İstanbul Anıtı 'Yere Batan Sarnıcı ve Medusa'. I.P.A acılığı ve sertliği ile siz bir anda kendinden geçiren bir tür. Bunun için bakışları ile insanı taşa döndüren ters durmuş bir Medusa heykelinden iyi logo olmaz diye düşündük.. :)

Hadi şimdi yandaki resmi tıklayın da hikayemizi sizinle paylaşalım..

Bu blogdan ayrı olarak eski yazıları http://serjaymz.blogspot.com/ da takip edenler Bira yolculuğuna çıkmamızdaki TRAPPIST etkisini bilirler. Sonra çölde karşılaşılan vahalar birer birer artmaya başladı; Almanya'nın Buğday Biraları, İngilizlerin Stout ve Porter'ları, Belçika'nın Trappistleri, Dubbel, Tripel'leri Lambic'leri vs. vs. ve ardında Yeni Dünya...

Indian Pale Ale bir İngiliz keşfi. İngilizler sömürgeleri olan Hindistan'a bira gönderiyorlar. Ama uzun deniz yolculuklarında bira bozuluyor, tadı kötüleşiyor. Bunun önlenebilmesi için de biraya doğal bir koruyucu olan şerbetçiotunu daha fazla katmaya başlıyorlar. Uzun yolculukta iyice olgunlaşan bira yüksek alkolllü daha da önemlisi bozulmaması için yüksek şerbetçiotlu oluyor. Bu bira türünü bir kere denediğinizde aklınızı başınızdan alıyor.

Biranın yeni anavatanı Amerika. Butik Biracılık her geçen gün yükseliyor, büyük bira üreticilerine karşı satışları artıyor. Yeni türlerin keşfi, mevcutların yeniden köklerinden doğması ve yükselmesi de bu kıtada oluyor. IPA son dönemde Amerika'da bir hastalık boyutunda. Zaten yüksek serbetçiotlu olan bu biranın double IPA, Imperial IPA türleri doğmuş durumda. Biraya bu kadar şerbetçiotu basabilmek için özel teknikler geliştirmiş durumdalar. Hatta bardakta içerken French Press ile şerbetçiotu eklenen barlar ve biralar bile mevcut... Biz Türklerin acıya doymaması gibi IPA severler de şerbetçiotuna doymuyorlar.

Serbetçiotu acılığı IBU yani International Bittering Unit ile ölçeklendiriliyor. 0-100 arası bir ölçeklendirme söz konusu, bunun üzerinde bir acılığın değerlendirme dışı olduğu belirtiliyor. (130 IBU'lu IPA içmiştim açıkçası) Her gün içtiğimiz pilsener'ler 5-15 civarı bir IBU değerine sahip.

Bu türü kısaca ve yeterince pohpohladık sanırım. Birol ve Can dostlar ile yola çıktığımızdan beri aklımızda olan bu türde birayı sonunda ürettik. Sonucu çok merak ediyoruz. Bira Atölyesi'nin kendi reçetesi ile üreteceği IPA'sı da yakındır. O ana kadar bu versiyondan öğrendiklerimizi sizlerle paylaşacağız.

Sanal alemde denk geldiğim güzel bir söz ile kazıyalım bu birayı aklınıza;
''Capucino'nun, Frappicino'nun, Latte'nin ne olduğunu öğrendik ama hala kebapçıda Adana mı acılı olan Urfa mı? diye soran bir milletiz, yuh olsun..'' :) doğru söze ne denir? Bu yüzden sunu da öğrenelim; ''IPA, biraların acı olanı.'' ama şerbetçiotu acılığı..

Bu güne kadar 6 değişik bira yaptık, yapımlarını şişelemelerini burada paylaştık (aşağıda da listeledim) ama sadece 1 tür için tadım ve yorumlama mevcut. Önümüzdeki dönemde bu boşluğu dolduracağız ve sonuçları sizlerle paylaşacağız. IPA şişeleme gününde tüm eski üretimlerimizi tattık ve yorumladık. Bir sonraki yazıda yorumlar sizlerle olacak.

Bira Atölyesi Hasatları;
  • No.1 Pale Ale
  • K.1 Belgian Tripel
  • K.2 Tarwebier (Buğday Birası)
  • K.3 Irish Stout
  • No.2 Saaz Blonde
  • K.4 I.P.A.

4. Kit Biramız
Alkol oranımız 5.5 civarında olacak..
Üretim prosesinden bir kare.. Bizim fermenter Doğurdu :)


Şişe temizleme önemli bir proses adımı..


Biralarımız 3-4 hafta şişede olgunlaşacak..

 Türkiye'de IPA yok.. Ama Bira Atölyesi'nde var..
Devamı için